Hakan Fidan yanında Dışişleri’ne kimleri götürdü… Nedir bu ‘Kültür istihbaratı’

Bir ülkenin en vazgeçilmez kurumlarından birisi şüphesiz ki istihbarat teşkilatıdır. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı olan Hakan Fidan, yeni kabinede Dışişleri Bakanlığı görevine getirildi.

Hakan Fidan’dan boşalan koltuğa ise İbrahim kalın oturdu. İbrahim Kalın’ın, istihbarat teşkilatında bilgili olduğu ve kendisine brifing verildiği biliniyor. Yani İbrahim Kalın, istihbarat konusuna yabancı bir isim değil.

Öte yandan bu görev dağılımında dikkat çeken bir “yakınlaşma” söz konusu. Zaten yakın olan Dışişleri Bakanlığı ile Milli İstihbarat Teşkilatı, bu yeni görevlendirmelerle daha da yakınlaştı.

Sabah yazarı Ferhat Ünlü, bugünkü yazısında hem bu yakınlaşmaya değindi hem de “Kültür İstihbaratı” kavramını ele aldı ve “Kültür İstihbaratı”nın önem kazanacağını vurguladı.

Kültür İstihbaratı, henüz tam anlamıyla bilinmese de yakın zamanda önem kazanacak ve yükseliş kazanacak bir kavram. Kültür İstihbaratı,devlet gücüyle de kurulabilir ancak, kalıcı olması için kültürün hem ülkenin kendi öz değerleriyle barışık, hem de yenilikçi olması lazım

Ferhat Ünlü’nün yazısının ilgili bölümünün tamamı şöyle:

İSTİHBARAT VE DIŞİŞLERİ ARTIK DAHA YAKIN

“MİT’te 13 yıllık Hakan Fidan döneminde küreselciler-ulus devlet rekabeti konusunda çok çalışma yapıldı. Ayrıntılarına vakıf değilim ama arşivlerde bu konuda yapılmış çalışmaların olduğunu biliyorum.

Ayrıca Hakan Fidan’ın Dışişleri Bakanlığı’na, İbrahim Kalın’ın da Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı’na atanmasından sonra Türk istihbarat ve diplomasi sistemlerinin daha da bütünleşeceğini görmek zor değil.

Bu arada MİT’ten iki isim, ‘istihbarat filozofu’ olarak nitelendirdiğim Kozmik Mesele’nin yazarı Gürsel Dönmez ile MİT’te Kontr-Espiyonaj Başkanlığı gibi önemli bir görevi ifa etmiş Nuh Yılmaz Dışişleri Bakanlığı’na başdanışman olarak atandı.

Bu bağlamda Dışişleri Bakanlığı ile Milli İstihbarat Teşkilatı’nın daha yakın çalışacağı görülüyor. Bugüne kadar yakın çalışmadı demiyorum ama bundan sonra daha yakın çalışacak. Zaten diplomasi ve istihbarat Rönesans’tan beri iç içedir. O yüzden bu, tarihsel açıdan olağan bir şey.

Bu arada yeri gelmişken… MİT’te İbrahim Kalın döneminin de uzun bir dönem olarak planladığını haber verelim. Kalın, teşkilata önceden de vakıf biri, atanma öncesinde de kendisine sürekli brifing verildi. 13 yıllık Hakan Fidan döneminden sonra, en az 5 yıllık bir İbrahim Kalın dönemi öngörülüyor. Bu süre, sonraki seçimlerin sonuçlarına göre uzayabilecek.

KÜLTÜR İSTİHBARATI ÖNEM KAZANACAK

Bir süredir önerdiğim bir kavramı, ‘kültürel istihbarat’ ya da ‘kültür istihbaratı’ kavramını yeni dönemde daha çok konuşacağımızı düşünüyorum. Bu bağlamda şu meşhur ‘kültürel iktidar’ meselesi de önem kazanıyor.

Açıkçası kültürel iktidar kavramı, istihbarat ile iktidar kavramlarının ilişkisi çözülmeden gündeme getiriliyor. Kültürel iktidar, devlet gücüyle de kurulabilir elbette. Ama kalıcı olması için; kültürün hem ülkenin kendi öz değerleriyle barışık, hem de yenilikçi olması lazım. Sovyetler de bir kültürel iktidar kurdular vaktiyle, kalıcı olmadı, çünkü sosyolojiye tersti.

MİT Başkanı İbrahim Kalın, entelektüel kimliğiyle temayüz etmiş biri. Bu yönüyle özellikle ulus devletler-küreselciler rekabetinde giderek daha çok önem kazanacak olan kültür istihbaratına önem verecek isimlerin başında geliyor. Bu işin erbabı Anglosaksonlar ve yeni MİT Başkanı da Anglosakson kültürünü iyi bilen biri olarak rakiplerini iyi tanıyan bir isim.

Bu yazının girizgâhına konu olan Western türü, bir Anglosakson ürünüdür. Ancak en iyi örneklerini İtalyanlar vermişlerdi. Yazıya İyi, Kötü, Çirkin ile başlama sebeplerimden biri bu. Film, İtalya/İspanya ortak yapımıdır. Ama İspanya’nın yapımcı göründüğüne bakmayın, diktatör Francisco Franco’dan Kuzey-Güney Savaşı sahneleri için yardım alınmıştır, hepsi o kadar. Eseri asıl kotaran, yönetmen Sergio Lione’den başlayarak İtalyanlardır.

Dünya edebiyat ve sinema tarihinde yaşanan onca evrimden sonra Türkler olarak Western çekecek halimiz yok elbette. Ancak ülke olarak daha etkili bir kültür ihracatçısı haline gelebiliriz, gelmeliyiz de. Zira kültür, yalnızca ulus devletlerin birbirleriyle rekabeti veya ilişkisi açısından değil, ulus devletlerin küreselcilerle rekabeti açısından da en önemli parametre. Öyle olmaya da devam edecek.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x